Gizem Gökçe

Gizem Gökçe Hanım, 100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN kapsamında SIFIRDAN İtalyanca öğrenmeye başladı.

Gizem Gökçe

Gizem Hanım’ın dil yolculuğunun HENÜZ 19. GÜNÜNDE İtalyancadançevirdiği zor metin:

100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN‘de İtalyanca öğrenen çok değerliGizem Gökçe Paulo Coelho’nun hayat derslerini İtalyancadan Türkçeye çevirdi.

ÇEVİRDİĞİ GÜN, SIFIRDAN İTALYANCA ÖĞRENMEYE BAŞLAYALI SADECE20 GÜN OLMUŞTU.

SADECE 20 GÜN.

Hiç müdahale etmeden paylaşıyorum:

“İşte hayatta öğrendiklerimin bazıları:

• Bir insan ne kadar iyi olursa olsun, zaman zaman seniüzecektir. İşte bu yüzden onu affetmen gerekir.

• Güven inşa etmek yıllar alır ama yıkmak için birkaç saniyeyeter.

• Arkadaşlarımızın değiştiğini anlıyorsak, arkadaşlarımızıdeğiştirmemize gerek yoktur.

• Koşullar ve çevre, bizim üzerimizde etkilidir ama biz,kendimizden sorumluyuz.

• Ya siz davranışlarınızı yönetirsiniz ya da onlar siziyönetir.

• Öğrendim ki kahramanlar, sonuçlarıyla mücadele ederekgerekeni yapan kişilerdir.

• Sabır çok pratik gerektirir.

• Sevenlerimiz var, sadece nasıl göstereceklerinibilmiyorlar.

• Düştüğünde sana ölümcül darbeyi vurduğunu düşündüğün kişi,aslında ayağa kalkmana yardım eden birkaç kişiden biridir.

• Birinin sizi, sizin istediğiniz gibi sevmemesi, sizi herşeyiyle (?) sevmediği anlamına gelmez. (Bu cümlenin sonunu pek anlayamadım)

• Kimse asla bir çocuğa hayallerin saçmalık olduğunu söylememelidir,buna inanırsa bir trajedi olur.

• Biri tarafından affedilmek her zaman yetmez. Çoğu zamansizin kendinizi affetmeniz gerekir.

• Kalbiniz kaç parçaya bölünürse bölünsün, dünya durup onutamir etmenizi beklemez.

• Belki de Tanrı, doğru kişiyle tanışmadan önce birkaçyanlış kişiyle tanışmamızı istiyordur. Böylece, sonunda doğru kişiyletanıştığımızda, bu hediye için nasıl şükredeceğimizi biliriz.

• Mutluluk kapısı kapandığında diğeri açılır ama biz,kapanan kapıya o kadar uzun süre bakarız ki bizim için açılanı görmeyiz.

• En iyi arkadaş, tek kelime etmeden sundurmada oturupberaber yürüdüğünüz ve ayrıldığınızda hayatınızın en güzel sohbetini ettiğinizihissettiğiniz arkadaştır.

• Sahip olduklarımızı, kaybetmeden önce bilmediğimizdoğrudur ama ulaşmadan önce neyin eksik olduğunu fark etmediğimiz de doğrudur.

• Birini kırmak bir dakika, memnun etmek bir saat, sevmekbir gün ama unutmak bir ömür sürer.

• Görünüşe bakmayın, yanıltıcı olabilir. Sıhhat aramayın, obile solup gider. Yüzünüzü güldürecek birini arayın, çünkü kötü bir günü,yalnızca bir gülümseme güzelleştirir.

• Gönlünüzü gülümseten şeyi bulun.

• Hayatta bazı anlarda birini öyle çok özlersiniz kihayallerinizden çekip çıkarmak ve gerçekten sarılmak istersiniz!

• Ne isterseniz onu hayal edin, nereye gitmek istersenizoraya gidin, ne olmak isterseniz olun, çünkü yapmak istedikleriniz içinyalnızca bir hayatınız ve bir şansınız var.

• Sevimli hale geleceğiniz kadar mutlu olabilirsiniz,güçleneceğiniz kadar zorluk yaşayabilirsiniz, insan olacağınız kadar acıçekebilirsiniz, mutlu olacağınız kadar umut edebilirsiniz.

• Daima başkalarının kıyafetlerini giyin. (Bu cümleninçevirisini de hiç sevmedim) Sıkıyorsa, muhtemelen onlar da aynı şeyihissediyordur.

• En mutlu insanların her şeyin en iyisine sahip olmasıgerekmez, onlar yalnızca yollarına çıkan her şeyden en iyisini alırlar.

• Aşk bir gülümsemeyle başlar, bir öpücükle büyür ve bir(the?) ile biter.

• En iyi gelecek, unutulan geçmişe dayanır, geçmiştekibaşarısızlıklarını ve acılarını unutmadan hayatı doğru yaşayamazsın.

• Doğduğunda herkes gülerken sen ağlıyordun. Öyle bir hayatyaşa ki öldüğünde herkes ağlarken tek gülen sen ol.”

 

Gizem Gökçe’nin İtalyanca Öğrenmeye Başladığının 30. Gününde Yaptığı Çeviri

 

Bu yazımda da, İtalyanca öğrenmeye başladığının 30. GÜNÜ, evet, sadece 30. GÜNÜ  çevirdiği bir metni paylaşıyorum.

 

Türk yayın dünyası çok iyi bir İtalyanca çevirmenikazanıyor.

Carlo Collodi’nin unutulmaz klasiği Pinokyo’nun ilk bölümüGizem Gökçe çevirisiyle:

I

Nasıl olduysa marangoz Kiraz Usta,

çocuk gibi ağlayıp gülen bir odun parçası buldu.

“Bir zamanlar…”

“Bir kral varmış!” diyecektir küçük okurlarım hemen.

“Hayır çocuklar, yanıldınız. Bir zamanlar bir odun parçasıvarmış.

Öyle değerli bir odun parçası değildi, ateş yakmak veodaları ısıtmak için kışın ocağa, sobaya atılan sıradan odun parçalarındanbiriydi.

Günlerden bir gün bu odun parçası, nasıl olduysa AntonioUsta adında yaşlı bir marangozun dükkanına geldi. Burnunun ucu her zaman kirazgibi parlak ve kırmızı olduğundan, herkes ona Kiraz Usta derdi.

Kiraz Usta bu odun parçasını görünce çok sevindi,memnuniyetle ellerini ovuşturarak mırıldandı:

“Tam vaktinde buldum bu odunu, sehpa bacağı yapmak içinkullanabilirim.”

Sözü biter bitmez baltasını kaptı ve odun parçasınınkabuğunu soyup kesmek için işe koyuldu. Ama daha ilk darbeyi indirecekken elihavada öylece kalakaldı, çünkü incecik bir sesin konuştuğunu duydu:

“Çok sert vurma!”

İyi kalpli yaşlı Kiraz Usta’nın halini varın siz düşünün!

O cılız sesin nereden geldiğini anlamak için şaşkın gözlerleodaya bakındı ama kimseyi göremedi! Tezgâhın altına baktı, kimse yoktu; hepkapalı duran dolabın içine baktı, kimse yoktu; talaş sepetine baktı, kimseyoktu; hatta dükkânın kapısını açıp dışarı baktı, yine kimse yoktu. Peki yaneydi o ses?

“Anladım,” dedi gülümseyerek, bir yandan da peruğunukaşıyordu. “Demek ki o sesi ben uydurmuşum. Hadi öyleyse, işime döneyim.”

Eline tekrar baltasını aldı ve odun parçasına esaslı birdarbe indirdi.

“Ahh! Canımı yaktın!” diye acıyla bağırdı aynı cılız ses.

Bu defa Kiraz Usta gözleri korkudan fal taşı gibi açılmış, ağzıbir karış, dili çenesine kadar sarkmış halde donakaldı. Yüzü, çeşmelerinüzerindeki çirkin suratlara benzedi.

Kendine gelip bir şeyler söyleyebildiğinde, korkudantitreyip kekeleyerek:

“Peki ama o ince ‘Ahh’ sesi de kimden geliyor? Üstelikburada kimsecikler yok. Bu odun parçası çocuk gibi ağlayıp sızlanmayı öğrenmişolmasın? Yok artık! İşte önümde duruyor, tıpkı diğerleri gibi bir odun parçası,şöyle ocağa atacaksın, üstünde de bir tencere fasulye pişireceksin… Yoksa?…İçine biri mi saklandı acaba? Yandı o zaman. Şimdi görür gününü!”

Böyle söyleyerek, zavallı odun parçasını kaptığı gibiacımasızca odanın duvarlarına çarpmaya başladı.

Sonra da hâlâ inleyen bir ses var mı diye durup dinledi.

İki dakika bekledi, çıt çıkmıyordu; beş dakika dinledi, çıtçıkmıyordu; on dakika dinledi, yine çıt çıkmıyordu!

“Anladım,” dedi kendini gülmeye zorlayarak, bir yandan daperuğunu karıştırıyordu. “Demek ki ‘Ahh’ diyen o sesi ben uydurmuşum. Hadiöyleyse, işime döneyim.”

Öyle çok korkmuştu ki cesaretini toplayabilmek için birşarkı mırıldanmaya başladı.

Baltasını bir kenara bırakıp bu defa eline rendeyi aldı,odun parçasını temizleyip rendeleyecekti ama rendeyi aşağı yukarı gezdirdikçe,aynı cılız sesin kıkırdayarak:

“Dur! Beni gıdıklıyorsun!” dediğini duydu.

Kiraz Usta bu kez yıldırım çarpmış gibi yığıldı. Gözleriniyeniden açtığında, kendini yerde otururken buldu.

Yüzü allak bullaktı, her zaman kırmızı olan burnunun ucubile korkudan morarmıştı.

100 Günde Öğrenmeye Dair Öğrendiklerim

Tarih: Şubat 16, 2018 | Yazar: semihucar2

Yazar: Gizem Gökçe

 

Ben çevirmenim. Sürekli kendimi geliştirmem, öğrenmemgerekiyor ve bu konuda doyumsuzum.

 

Her gün, hiç bilmediğim bir konu üzerine çalışma yapıyorum.Bu konu yeni bir dil, permakültür, madencilik veya şarap olabilir. Öğrenmeyedair hali hazırda bildiğim bir şey varsa, o da öğrenmenin bağımsız ve bireyselolduğudur. Okuyup geçtiğim şeyleri genellikle unutuyorum, ancak deneyerek,kıyısından köşesinden çekiştirerek, üreterek ve çevremdekilerle paylaşaraküzerinde oynamalar yaptığım, yani kendime mâl ettiğim şeyleri gerçektenöğreniyorum.

 

Bugün, Semih’le birlikte 100 GÜN önce başladığım İtalyancayolculuğumun son günüydü.

 

Yeni bir dil öğrenmeye karar verdiğim andan itibaren aslındatek yaptığım, Semih’i dinlemekti. Sorgusuz sualsiz.

 

Ama Semih de öyle alışkın olduğumuz şeyler söylemiyordu ki.

 

Bildiğim üç dili okulda öğrenmiştim ve öğrenmeye başladıktansadece 20 gün sonra o dilde edebi metinler çevirmek aklımın ucundan geçmezdi.Mümkün değildi!

 

Ama Semih daha 20. günümde önüme Paulo Coelho’nuncümlelerini koydu ve “Hadi çevirelim,” dedi. Onunla çalışmıyor olsaydım veaklıma böyle çılgınca şeyler gelmiş olsaydı, her şeyden önce kaşlarımı çatıphaddimi bilmem konusunda kendime bir nutuk çekerdim. İtalyancaya dair nebiliyordum ki Paulo Coelho çevirecektim? Yapamazdım.

 

Ama Semih, “Hadi çevirelim,” dediğinde, “Demek ki 20 günlükçalışmalarım beni buna hazırladı, Semih bunu söylediğine göre yapabilirim,”diye düşündüm ve kör topal da olsa çevirdim o metni.

 

Eğlence asıl o günden sonra başladı.

 

Semih İtalyanca konuşmamı söylüyordu, konuşuyordum.

 

İtalyanca kitap oku, diyordu, okuyordum.

 

İtalyanca altyazılı İtalyanca videolar izliyordum, başımdönüyordu. Tüm bunlar sağduyuya aykırıydı!

 

Bu 100 GÜN boyunca öğrenmeye dair bildiğim hemen her şeyigözden geçirmem gerekti. İşte 100 gün içinde, öğrenmeye dair öğrendiklerim:

 

1) Hayran kalın. Öğrenmek istediğiniz konu sizibüyülemiyorsa, öğrenmek için yeterince çaba göstermezsiniz. Anlık motivasyonhissi sizi sarsa da en önemli nokta olan sürekliliği sağlayamazsınız. Öğrenmekistediğiniz konuyu sevin, hayran kalın, onunla özdeşleşin.

 

2) Maruz kalın. Öğrenmek istediğiniz konuyla ilgilinitelikli kaynakları araştırın ve kendinizi o büyüleyici konuya bırakın.Kitaplar, videolar, web sayfaları… Kaynak yok mu? Siz oluşturun.

 

3) Küçük adımlarla ilerleyin. Aslında yapmak istediğiniz herşey başta ürkütücüdür. İstediğiniz kadar İtalyanca sözcük öğrenebilirsiniz,ancak istikrarlı olmalısınız. Günde yarım saatinizi ayırabiliyorsanız, yarımsaatinizi ayırın. Yarım saatte ne değişir, diye düşünmeyin.

 

4) Oynayın. Öğrenmek iş değildir, aksine eğlenceli biroyundur. Eğlenmek için değil, mecbur olduğunuz için öğrendiğinizidüşünüyorsanız, yine sürdürülebilirliği sağlayamazsınız. Ya konudan nefretedersiniz ya da umursamazsınız. O yüzden eğlenin. Eğlenceli hale getirin. Oyunlaryaratın. Şarkı söyleyip dans edin.

 

5) Başkalarıyla birlikte öğrenin. Öğrenme bireyseldir vebağımsızdır, dedik. Ancak başkalarıyla birlikte ilerlemek, yolculuğu kesinlikledaha keyifli hale getiriyor. Facebook’taki 100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN grubunda yabancıdil öğrenenler olarak birbirimizi motive ettik, kaynaklarımızı paylaştık,sorularımıza cevap bulduk.

 

6) Kendinizi test edin. Alışkın olduğumuz sıkıcı sınavlardanbahsetmiyorum, bunu da oyun haline getirin. Böylece bilmediğiniz kısımlarıtespit eder ve boşlukları kolayca doldurursunuz.

 

7) Öğretin. Öğrendiklerinizi sindirmenin ve pekiştirmenindaha iyi bir yolu yok. Konuyu çok iyi bilmenize de gerek yok, başlangıçseviyesinde kalın. Öğrendiğiniz konuyu karşınızdakine anlatırken gerçektenanlamaya başlarsınız, çünkü öğretmek için konuya kafa yormanız, başkasına netbir şekilde aktarmak için organize etmenin bir yolunu bulmanız, onlarınhatalarını görmeniz ve düzeltmelerine yardımcı olmanız gerekir. Bu sayede kendieksik noktalarınızı da fark edersiniz.

 

8) Öğrenme bilinçaltı düzeyde gerçekleşebilir. Zihnimizi herdaim kontrol ettiğimizi ve ne öğreneceğini, nasıl öğreneceğini, hangi verilerialacağını söyleyen programcılar olduğumuzu düşünürüz. Eh, bazen böyle olmuyor.Zihin tuhaf şekilde çalışıyor. Bilgiler arasında geziniyor, tuhaf şeylerikavrıyor ve sandığımızdan daha fazlasını alıyor. Kendinizi test ettiğinizde hiçfarkında olmadığınız şeyleri bildiğinizi görüyorsunuz. Dolayısıyla öğrenmekistediğiniz konu neyse, kendinizi mümkün olduğunca ona maruz bırakın vekendinize sindirmek için zaman verin.

 

9) Öğrendiklerinizi gösterin. Bu benim son zamanlardaalışmaya çalıştığım bir durum. Evet, öğrendiklerimi çevremdekilerle paylaşmayıçok seviyorum, ancak bu sıralar paylaştığım kişilerin sayısını arttırmayaçalışıyorum. Tıpkı öğretirken olduğu gibi, bunun da sayısız faydaları var.Üstelik paylaştıkça çoğalıyor!


Zeynep İlhan

"Konuşmadaki özgüven sorunumu aşmamdaki desteğiniz için teşekkür ederim."

Ayşegül Yılmaz Günay

"Sesindeki o hiç eksilmeyen pozitif tını ile enerjim düşükken ya da moralim bozukken beni hep desteklemesi sayesinde çok daha rahat atlattım bu süreci. Hayat tecrübeleri, tanıştığı sayısız insandan öğrendikleri ve kendi muazzam pozitif kişiliğiyle de birleşince ortaya sizi sıfırdan hiç ummadığınız bir konuşma seviyesine ulaştıran biri çıkıyor ortaya."

Çok Teşekkür Ederim

"Sizi sosyal medya aracılığıyla tanıdım. İyi ki tanımışım. Dil öğrenme korkusunu yendim."

Ekin Kuzukıran

"Sabahın erken saatlerinde bile büyük bir enerji ile telefonu açmanız bana her seferinde, sizinle çalışmanın ne kadar doğru bir tercih olduğunu hatırlattı."

Sami Terzi

"Evet, karşımda bir süper kahraman yoktu. Ekranda sihirli değneğini sallamıyordu. Senelerce denediği, çoğu başarısızlıkla neticelenen metodlardan bahsediyor, ben yeterince vakit kaybettim, sizin de aynı yolu yürümenizi istemiyorum diyordu."

Tuğba Akbey İnan

"Bu süreçte öğrenmem gereken konuların hatırlatıcısı ve anlatıcı olan, cümleleriyle, dildeki koçluk kısmının aslında ne kadar kıymetli olduğunu gösteren Semih Bey’e çok teşekkür ederim. Çok güzel geçen 100 gündü :)"

Dilnur Seda Engin

"Sizinle çalışmak çok keyifliydi gerçekten. Hayata bakış açımı değiştirdiniz. Nezaketiniz ve sabrınız için de ayrıca teşekkür ediyorum."

Uğur Çakmak

"Semih Bey size İngilizce öğrenmenin püf noktasını göstermiyor. Sizin elinize bir maymuncuk veriyor ki bu maymuncukla siz hangi konuda ne başarmak istiyorsanız onun kapısını açabiliyorsunuz. Ben mesela başka bir programlama dili öğrenmek istiyordum. Bu isteğimin üstünden 6 ay geçmişti ve ben hâlâ aynı yerdeydim, sadece istiyordum. Semih Bey ile çalışmamızın 3. haftasında o "maymuncuğu" kullandım ve çok kısa sürede ilerlerdim."

Büşra Duman

"İngilizce benim gözümde öteden beri çok zor bir şeydi. Hatta kimi zaman bu konuda psikolojik çöküntüler yaşıyordum. Ta ki Semih Hocamla İngilizce çalışmalarının yanında, Dil Koçu olarak psikolojik desteğini alıncaya kadar."

Menekşe Yungul

"Çünkü o, öğrenmenin ve öğretmenin ruhunu çözmüş bir öğretmen."

Metin Yiğit

Genelde bir şeye heves ettiğim zaman iyice araştırırım. Doğru kişiyi bulmak için uzun süre sorar, soruştururum. Semih Beye de bu araştırmalarım sonucunda ulaştım.

Bülent Demirdamar

Dokunduğu insanları sarsıyor, kendilerine güvenlerini kazandırıyor, yıllarca olmayacağına inandırıldıkları şeylerin nasıl olacağını önlerine seriyor.

Mustafa Eroğlu

Bir Başarı Hikâyesi Daha

Çiğdem Zeytin

"Bu programı bitirmiş her insan sadece bir dil öğrenmekle kalmıyor, bugüne kadar geliştirdiği inançları yıkabilmenin gücüyle başka bir insana dönüşüyor olmalı."

Ayşe Doğa Özdem

"Semih Uçar, size çalışma yöntemi öğretiyor, disiplinin nasıl kurulacağını öğretiyor, öğrenmeyi öğretiyor. Teşekkür ederim sevgili Semih Uçar hayatıma bu keyfi katmama verdiğiniz destek ve emek için."

Burcu Gündoğdu 2

"İyi ki kursa gitmemişim, Hocam ve iyi ki sizle Almanca öğrenmişim."

"Hocam merhaba."

"Hocam merhaba. Bugünkü sunum süper geçti, bilgi vermek istedim :) Teşekkürler dünkü çalışma için :)"

Zelal İpekeşen

"Sizle beraber dil öğrenmek çok keyifli ve kolay. Dil öğrenme konusundaki önyargılarımı yıkmama yardımcı olduğunuz için çok teşekkür ederim. Umarım beraber başka diller de öğreniriz"