Sevmek Değil: Sevmeyi Öğrenmek

Dil öğrenebilmek için öğrendiğimiz dili sevmemiz gerektiğini söylüyorum sürekli.

Söylüyorum ama kimi zaman yanlış anlaşıldığımı hissettiğim de oluyor. Neden mi?
 
Sevmek deyince var olan veya olmayan bir duygu anlaşılıyor.
 
Yani örneğin İngilizceyi ya seviyorumdur ya da sevmiyorumdur, diye düşünüyor insanlar. Holywood ürünü romantik komedilerdeki gibi yani. Birine ya âşığımdır ya da değilimdir. O kadar. Bir dili ya seviyorumdur ya da sevmiyorumdur. O kadar.
 
Oysa sevmek bir fiil. Bir iş. Bu yüzden de her iş gibi emek istiyor, sabır istiyor, zaman istiyor, pratik istiyor.
 
İngilizceyi seviyorum, diyen biri aslında İngiliz dilini seviyorum, demiyor.
 
Demek istediği şu:
 
İngilizce öğrenen, okumaya, konuşmaya çalışan kendimi seviyorum.
 
İngilizceye harcadığım zamanı seviyorum.
 
İngilizceye verdiğim emeği seviyorum.
 
İngilizce ile geçen günlerimi, saatlerimi seviyorum.
 
İngilizceyi seviyorum, diyen biri aslında bunları söylüyor.
 
Ama bunları söyleyebilmek için de, işte, önce İngilizceye bir emek vermesi, sonra da verdiği bu emeği sayabilmeyi, görebilmeyi, tanıyabilmeyi, bu emekle gurur duyabilmeyi başarması gerekiyor.
 
Bu şıpsevdi sevgiler çağında bu söylediklerimin pek bir kıymeti harbiyesi yok, biliyorum. Ama yine de söylemekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim:
 
“Sevmek zordur,” diyor Rilke. “Bu yüzden de, her alanda toy olan genç insanların sevmeyi öğrenmeleri gerekir.”
 
Sevme konusunda sadece gençler değil, hepimiz toyuz. Hepimizin sevmeyi öğrenmesi gerekiyor.
 
Bunu bildiğim için de sevmek fiilini hiçbir zaman tek başına düşünmüyorum.
 
Bu güzeller güzeli fiilin yanına bir başka mucizevi fiili, öğrenmek fiilini de katıyor, aklımın bahçelerine sevgiyi hep bu şekilde ekiyorum:
 
SEVMEYİ ÖĞRENMEK.
 
Bu, bana sevmenin bir pratik meselesi olduğunu hatırlatıyor.
 
Bir yolculuk olduğunu hatırlatıyor.
 
Sonuç değil, süreç olduğunu hatırlatıyor.
 
Emek istediğini hatırlatıyor.
Bundan 70 GÜN önce Sırpça öğrenmeye başladım. Ve geçen 70 GÜN boyunca Sırpçasız bir günüm dahi geçmedi.
 
Bu yüzden bugün Sırpça ile ilgili hissim şu:
 
Sırpça demek ben demek. Sırpçayı çok ama çok seviyorum.
 
İlk başladığım gün Sırpçayı çok mu seviyordum?
 
Neden seveyim yahu! Anamın karnından Sırpça ile mi doğdum! Köklerimiz Balkanlara falan da uzanmıyor. Annem Bursalı, babam Malatyalı. Sırpça ile ne ilgim olur benim. 70 GÜN öncesine kadar okuduğum tek bir Sırp yazar bile yoktu.
 
Peki, ne oldu da bugün, Sırpça demek ben demek, diyebiliyorum. Sırpçayı bugün nasıl bu kadar sevebiliyor, nasıl bu kadar sahiplenebiliyorum?
 
Çünkü geçen 70 GÜN içinde Sırpçayı sevmeyi öğrendim.
 
Tırnaklarımla kazıya kazıya Sırpçanın özüne erdim.
 
Sırpça öğrenmeye çalışan kendimi sevdim.
 
Dil öğrenmek asla sadece dil öğrenmek değildir, diye boşuna demiyorum.
 
Adama sevmeyi bile öğretiyor.

SEMİH UÇAR'IN 100 KİTAPLIK BÜYÜK KİTAP ÖNERİ LİSTESİ

Bu listede sizinle, hayatımı değiştiren 100 (+3) kitabı paylaşıyorum.

İtalyanca Öğrenirken Yararlandığım Siteler

Merhabalar, Semih Uçar ben. Benim Dil Koçluğumda İtalyanca öğrenen Gizem Gökçe, aynı zamanda, benim her fırsatta yabancı diller üzerine yazmaya teşvik ettiğim bir dilbilimci. Rusça kitap çevirmeni Gizem, İtalyanca yolculuğunda bana ilk günden itibaren hiç kuşkuya düşmeden güvendi.

İtalyanca Öğrenirken Yararlandığım Youtube Kanalları

Gizem Gökçe, İtalyanca Öğrenirken Yararlandığım Siteler başlıklı yazısında, 100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN kapsamında çıktığı İtalyanca yolculuğunda yararlandığı internet sitelerini kısa ve öz açıklamalarla sıralamıştı.

Niye Dil Öğreniyorum, Biliyor Musunuz?

Niye bu kadar şey yapıyorum, biliyor musunuz? Çünkü hayatın geçiciliğine katlanamıyorum. Hayatın geçiciliğine katlanamıyorum. Ama katlanmam, bunu bir şekilde kabullenmem gerektiğini de biliyorum.

100 Günde Öğrenmeye Dair Öğrendiklerim

Yazar: Gizem Gökçe Ben çevirmenim. Sürekli kendimi geliştirmem, öğrenmem gerekiyor ve bu konuda doyumsuzum. Her gün, hiç bilmediğim bir konu üzerine çalışma yapıyorum.

Dil Öğrenirken Bana Neden İhtiyacınız Var?

Abraham Lincoln’ün çok meşhur sözüdür: “Bana bir ağacı kesip devirmem için 6 saat verin. Bunun ilk 4 saatini baltayı bilemeye harcarım.”

Bütün Hayatım, Ne Kadar Zekisin, Ne Kadar Yeteneklisin, Diyenlerle Savaşmakla Geçti.

Bütün hayatım, ne kadar zekisin, ne kadar yeteneklisin, diyenlerle savaşmakla geçti. Herkes, yaptığım her şeyin ardındaki esrarı benden daha iyi biliyordu. İlkokulda farklı disiplinlerde birçok yarışmada birinci oldum veya derece yaptım. Herkes, ne kadar zeki, ne kadar yetenekli, dedi.

YDS’ye Hazırlananlara Tavsiyeler

Yazar: Ali Hasar YDS’de yüksek skor alan arkadaşlarımızın bunlara ihtiyacı olmayabilir, ancak ben daha çok dilim döndüğünce YDS’de 70 ya da 80 barajını geçmek isteyenlere yönelik bir harita ortaya koymak istiyorum. Bu sebeple, öncelikle YDS’de bilirkişi olmadığımı bilmenizi, bu yazının yararlı olmasını dilerim. YDS’ye karşı nasıl bir tavırla hareket edebiliriz?

Gramer Kitaplarıyla Neden Dil Öğrenilemediği Üzerine

Yabancı dil öğrenirken gramer kitaplarıyla ilerlemenin neden gereksiz ve neden zararlı olduğunu şu videomda açıklamıştım:

“Ama sonra aklıma bir şey geldi: Ben hiç Salinger okumamıştım ki!”

Bir gün kitapçıda öylesine kitapları karıştırıyordum. Elime, daha önce adını hiç duymadığım bir yazarın kitabı geçti. İlk sayfasını şöyle bir gözden geçirdim. “Aa,” dedim okurken, “üslûbu ne kadar da Salinger’e benziyor.”

“Bir işi nasıl yapıyorsan diğer her şeyi de öyle yaparsın.”

Çok sevdiğim bir sözdür: “Bir işi nasıl yapıyorsan diğer her şeyi de öyle yaparsın.” Gerçekten de öyle.

Rusça Öğrenirken Yararlanabileceğiniz Youtube Kanalları

Yazar: Gizem Gökçe Easy Languages: Easy Languages pek çok dilde eğitim verilen bir kanal. Rusça videolar genellikle St. Petersburg sokaklarında yapılan röportajları üzerinden ilerliyor.

Dil Öğrenmeyi Yüzde Yüz Başarmanın Sırrı

Hayatta her işte olduğu gibi, dil öğrenme işinin de en önemli sırrı sebat etmek. Bu işin en önemli sırrı dil öğrenmeyi bırakmamak. Ne olursa olsun dil öğrenmekten uzaklaşmamak.

100 GÜN’cülerden Mektup Var!

“Merhabalar Semih, 100 gün programıyla ilgili detayları okudum. Linkteki diğer yazılarını da zaten daha önce okumuştum. Öncelikle neden İtalyanca öğrenmek istediğimi açıklamak istiyorum:

“Ameliyattan sonra tek kelime Almanca konuşamıyordum.”

“Merhaba Semih, hikâyem birazcık karışık ama kısaca anlatmaya çalışacağım. 98 yılından beri Münih’te yaşıyorum. Bu süre içerisinde Almanca seviyem iş hayatında ve günlük hayatta kurtarır seviyede idi.

"Semih, Yardım Et!"

Bir süredir dil koçluğunu yaptığım bir Hanımla yazışmalarımızı paylaşıyorum. Bu yazışmalar çok önemli. Çünkü:

Kendimize Dair En Yanlış Teşhis: "Bir Türlü Odaklanamıyorum!"

Odaklanıp odaklanamama meselesine hep mikro düzeyde bakıldığını görüyorum. "Şunu şunu yapmak istiyorum ama bir türlü kafamı veremiyorum, bir türlü odaklanamıyorum," diyorlar.

Konuşmak da İstiyor muyum?

Dil öğrenmek istiyorsanız kendinize önce şu soruyu sormanız gerek:

Dil Öğrenmek İsteyenin En Büyük Düşmanı Kalemle Kâğıttır

Artık dil öğrenirken yanıma kalem kâğıt almıyorum. Yanıma kalem kâğıt almıyorum, çünkü önemli gördüğüm bir bilgiyi bir yere yazarak kendimi kandırdığımı fark ettim.

Benimle Dil Öğrenenler Neden Diğerlerinden Öne Geçtiler?

benimle birlikte dil öğrenmiş sayısız kişinin, başka şekillerde dil öğrenmeye çalışan insanlara göre ne gibi avantajları oldu? Neden öne geçtiler?