Bir dilde 3 ayda orta seviyeye gelme ihtimaliniz, 1.5 senede orta seviyeye gelme ihtimalinizden çok daha yüksek. Neden mi?

Çok gariptir, dil öğrenme konusunda söylediklerimi hemen herkes anlayıp kabul ediyor fakat çoğu kişi söylediğim süreye takılıyor.



Hangi dilde olursa olsun, birlikte 100 GÜN içinde sıfırdan orta seviyeye, orta seviyeden de akıcı seviyeye ulaşmamız gerek, diyorum. Buna başta, nedense, kimse ihtimal veremiyor. Öyle ki bu söylediğimi başaran öğrencilerim dahi yaptıkları şeye inanamıyorlar.

Şaşırmalarını anlıyorum. Sonuçta insanlar ya okulda 8-10 sene yabancı dil dersi görüp tek kelime bilmeme ya da dil kurslarında yıllar boyu paralarını ve zamanlarını kaybetmiş olma tecrübesine sahipler. Durum böyleyken ben olsam ben de, 100 Gün'de sıfırdan orta seviyeye, orta seviyeden akıcı seviyeye geleceğime inanmam. 

Oysa tam tersi geçerli.

Bir dilde 3 ayda orta seviyeye gelme ihtimaliniz, 1.5 senede orta seviyeye gelme ihtimalinizden çok daha yüksek. Neden mi?

Dil öğrenebilmenin ilk şartı dil öğrenme işinde sebat etmek, yani dil öğrenmeyi hiç bırakmamak. 

Ve 1.5 sene gibi son derece uzun bir süre içinde dil öğrenmeyi bırakma ihtimaliniz, 3 ay gibi bir sürede dil öğrenmeyi bırakma ihtimalinizden en az on kat daha yüksektir. 

3 aylık bir hedefte insana başlangıç motivasyonu ve tünelin ucunun görünür olması (“Sadece 3 ay var.”) gibi faktörler yardım eder ve bir şekilde işin sonunu getirir. 3 ay boyunca dil öğrenmeyi başarır. Öğrencilerimin çok büyük kısmı, ben hiç sebatkâr değilimdir, diyenler bile bunu başardılar.

Fakat 1.5 sene, benim gibi her fırsatta sebatkâr olmasıyla övünen bir insan için bile  çok uzun bir süre. Bu kadar sürede ne başlangıç motivasyonu veya Goethe'nin deyişiyle “başlangıcın sihri” yardım eder insana ne başka bir şey. Aynı şekilde, 1.5 senelik bir tünelin ucunda maalesef hiçbir ışık görünmez. Çünkü tünelin ucu görünmez. Durum böyle olunca da dil öğrenmeyi bırakma ihtimaliniz çok ama çok yükselir. 

Benimle dil öğrenen insanlara 100 Gün'lük hedefler koymamın en önemli sebeplerinden biri bu. 100 Gün gibi son derece yapılabilir bir hedefe başlayıp bitirmelerini, bu sürede sıfırdan orta seviyeye, orta seviyeden de akıcı seviyeye gelmelerini istiyorum. Benim işim hayallerle değil, gerçeklerle çünkü. Ve 3 ay, 1.5 senelik bir hedefe göre çok daha gerçekçi.

Açık konuşayım, öğrencilerime 100 Gün değil de, dil kurslarının veya dil kursu zihniyetindeki öğretmenlerin yaptığı gibi 1, 1.5, hatta 2 senelik hedefler koymak benim daha çok işime gelirdi. Çünkü böyle, çok daha fazla para kazanırdım. Ama para benim umurumda değil. Ben insanların motivasyonlarını yitirmeden dil öğrenmelerini istiyorum. Bu yüzden de önlerine en fazla 100 Gün'lük hedefler koyuyorum. 

Bu, sadece dil öğrenme işinde değil, yazıda da geçerlidir. Eğer kitabınızı yazmak için kendinize bir yıl, iki yıl, beş yıl gibi süreler verirseniz kitabı bitirme ihtimaliniz çok düşer. Oysa kitabın ilk versiyonu (“first draft”) için kendinize en fazla birkaç ay vermeniz, o sürede kitabı bir şekilde sonuna erdirmeniz gerekir. İlk versiyon bittikten sonra üzerinde isterseniz on sene durun, önemli değil. Fakat eğer bir kitap yazmak istiyorsanız en fazla birkaç ay içinde ilk versiyonunu bitirmeniz gerekir. 

20. yüzyılın en çok okunan yazarlarından Stephen King de bu gerekliliğe vurgu yapar ve ilk versiyonun en fazla 3 ay içinde bitirilmesi gerektiğini söyler. Tabii, bu söylediği büyük çaplı yazı projeleri için geçerli ve azami süre. Öykü, uzun öykü veya küçük çaplı bir roman vs. yazıyorsanız ilk taslağı (sırayla) bir günde, bir haftada, bir ayda da bitirebilirsiniz. Daha doğrusu, bitirmeniz iyi olur. Çünkü amacımız çok dağılmadan yazının bir şekilde sonunu getirmek. Sonrasında, dediğim gibi, isterseniz on sene üzerinde durun. Kesin, kırpın, ekleyin, yeniden yazın. Ama olabilecek en kısa sürede sonunu bir şekilde getirin. Yoksa kitap yazmak isteyenlerin çoğu gibi ömür boyu döner dolaşır, bir türlü projenizi sonlandıramazsınız.

Dil öğrenirken de aynısını uygulamak zorundayız: 

100 Gün gibi bir sürede ne yapıp ne edip büyük bir sıçrama yapıp sıfırdan orta seviyeye, orta seviyedeyseniz de akıcı seviyeye ulaşmanız gerek. 

Sonrasında o dil zaten sizin bir parçanız olacak ve ömür boyu hayatınızdan çıkmayacak.

SEMİH UÇAR'IN 100 KİTAPLIK BÜYÜK KİTAP ÖNERİ LİSTESİ

Bu listede sizinle, hayatımı değiştiren 100 (+3) kitabı paylaşıyorum.

İtalyanca Öğrenirken Yararlandığım Siteler

Merhabalar, Semih Uçar ben. Benim Dil Koçluğumda İtalyanca öğrenen Gizem Gökçe, aynı zamanda, benim her fırsatta yabancı diller üzerine yazmaya teşvik ettiğim bir dilbilimci. Rusça kitap çevirmeni Gizem, İtalyanca yolculuğunda bana ilk günden itibaren hiç kuşkuya düşmeden güvendi.

İtalyanca Öğrenirken Yararlandığım Youtube Kanalları

Gizem Gökçe, İtalyanca Öğrenirken Yararlandığım Siteler başlıklı yazısında, 100 GÜNDE BİR DİL ÖĞREN kapsamında çıktığı İtalyanca yolculuğunda yararlandığı internet sitelerini kısa ve öz açıklamalarla sıralamıştı.

Niye Dil Öğreniyorum, Biliyor Musunuz?

Niye bu kadar şey yapıyorum, biliyor musunuz? Çünkü hayatın geçiciliğine katlanamıyorum. Hayatın geçiciliğine katlanamıyorum. Ama katlanmam, bunu bir şekilde kabullenmem gerektiğini de biliyorum.

100 Günde Öğrenmeye Dair Öğrendiklerim

Yazar: Gizem Gökçe Ben çevirmenim. Sürekli kendimi geliştirmem, öğrenmem gerekiyor ve bu konuda doyumsuzum. Her gün, hiç bilmediğim bir konu üzerine çalışma yapıyorum.

Dil Öğrenirken Bana Neden İhtiyacınız Var?

Abraham Lincoln’ün çok meşhur sözüdür: “Bana bir ağacı kesip devirmem için 6 saat verin. Bunun ilk 4 saatini baltayı bilemeye harcarım.”

Bütün Hayatım, Ne Kadar Zekisin, Ne Kadar Yeteneklisin, Diyenlerle Savaşmakla Geçti.

Bütün hayatım, ne kadar zekisin, ne kadar yeteneklisin, diyenlerle savaşmakla geçti. Herkes, yaptığım her şeyin ardındaki esrarı benden daha iyi biliyordu. İlkokulda farklı disiplinlerde birçok yarışmada birinci oldum veya derece yaptım. Herkes, ne kadar zeki, ne kadar yetenekli, dedi.

YDS’ye Hazırlananlara Tavsiyeler

Yazar: Ali Hasar YDS’de yüksek skor alan arkadaşlarımızın bunlara ihtiyacı olmayabilir, ancak ben daha çok dilim döndüğünce YDS’de 70 ya da 80 barajını geçmek isteyenlere yönelik bir harita ortaya koymak istiyorum. Bu sebeple, öncelikle YDS’de bilirkişi olmadığımı bilmenizi, bu yazının yararlı olmasını dilerim. YDS’ye karşı nasıl bir tavırla hareket edebiliriz?

Gramer Kitaplarıyla Neden Dil Öğrenilemediği Üzerine

Yabancı dil öğrenirken gramer kitaplarıyla ilerlemenin neden gereksiz ve neden zararlı olduğunu şu videomda açıklamıştım:

“Ama sonra aklıma bir şey geldi: Ben hiç Salinger okumamıştım ki!”

Bir gün kitapçıda öylesine kitapları karıştırıyordum. Elime, daha önce adını hiç duymadığım bir yazarın kitabı geçti. İlk sayfasını şöyle bir gözden geçirdim. “Aa,” dedim okurken, “üslûbu ne kadar da Salinger’e benziyor.”

“Bir işi nasıl yapıyorsan diğer her şeyi de öyle yaparsın.”

Çok sevdiğim bir sözdür: “Bir işi nasıl yapıyorsan diğer her şeyi de öyle yaparsın.” Gerçekten de öyle.

Rusça Öğrenirken Yararlanabileceğiniz Youtube Kanalları

Yazar: Gizem Gökçe Easy Languages: Easy Languages pek çok dilde eğitim verilen bir kanal. Rusça videolar genellikle St. Petersburg sokaklarında yapılan röportajları üzerinden ilerliyor.

Dil Öğrenmeyi Yüzde Yüz Başarmanın Sırrı

Hayatta her işte olduğu gibi, dil öğrenme işinin de en önemli sırrı sebat etmek. Bu işin en önemli sırrı dil öğrenmeyi bırakmamak. Ne olursa olsun dil öğrenmekten uzaklaşmamak.

100 GÜN’cülerden Mektup Var!

“Merhabalar Semih, 100 gün programıyla ilgili detayları okudum. Linkteki diğer yazılarını da zaten daha önce okumuştum. Öncelikle neden İtalyanca öğrenmek istediğimi açıklamak istiyorum:

“Ameliyattan sonra tek kelime Almanca konuşamıyordum.”

“Merhaba Semih, hikâyem birazcık karışık ama kısaca anlatmaya çalışacağım. 98 yılından beri Münih’te yaşıyorum. Bu süre içerisinde Almanca seviyem iş hayatında ve günlük hayatta kurtarır seviyede idi.

"Semih, Yardım Et!"

Bir süredir dil koçluğunu yaptığım bir Hanımla yazışmalarımızı paylaşıyorum. Bu yazışmalar çok önemli. Çünkü:

Kendimize Dair En Yanlış Teşhis: "Bir Türlü Odaklanamıyorum!"

Odaklanıp odaklanamama meselesine hep mikro düzeyde bakıldığını görüyorum. "Şunu şunu yapmak istiyorum ama bir türlü kafamı veremiyorum, bir türlü odaklanamıyorum," diyorlar.

Konuşmak da İstiyor muyum?

Dil öğrenmek istiyorsanız kendinize önce şu soruyu sormanız gerek:

Dil Öğrenmek İsteyenin En Büyük Düşmanı Kalemle Kâğıttır

Artık dil öğrenirken yanıma kalem kâğıt almıyorum. Yanıma kalem kâğıt almıyorum, çünkü önemli gördüğüm bir bilgiyi bir yere yazarak kendimi kandırdığımı fark ettim.

Benimle Dil Öğrenenler Neden Diğerlerinden Öne Geçtiler?

benimle birlikte dil öğrenmiş sayısız kişinin, başka şekillerde dil öğrenmeye çalışan insanlara göre ne gibi avantajları oldu? Neden öne geçtiler?