İnsanda Beni En Çok Şaşırtan Şey: Çözümü Bilirken Uygulamayıp Sorundan Yakınmak

Her gün, yaşadığım bir şeye yeni baştan şaşırsam da, insanın yaptığı anlamsız hareketlere artık bir şekilde anlam verebiliyorum. Her gün en az 5 yeni insanla tanışıp konuşan biri olarak bütün tutarsızlıklara (anlam verememe hakkımı her zaman saklı tutarak) artık bir şekilde anlam verebiliyorum. Ama bir şeye anlam veremiyorum.


İnsanın, çözümünü bildiği bir sorundan yakınmasına hâlâ hiçbir anlam veremiyorum.

Buna, soyut alanda kaybolmadan somut bir örnek vereyim:

Dişlerimizi, (siyah) çaydan daha çok sarartan bir şey yok. Eğer dişlerinizin renginden hoşnut değilseniz çay içmeyi bırakın, çok kısa süre içinde sonucu göreceksiniz. En fazla birkaç ay sonra bembeyaz dişleriniz olacak.

Çayın dişleri sararttığını bilmeyen yok. Buradan hareketle, çay içmemenin dişlerin sararması sorununun çözümü olduğunu bilmeyen de yok.

Fakat yine de dişlerinin renginden yakınan o kadar çok insan var ki.

İşte, yaşadığım absürtlükler sonucunda artık her şeye bir şekilde anlam verebilirken hâlâ anlam veremediğim nokta bu:

Bir insan bir şeyi kendine sorun ediyorsa (dişlerin sararması) ve bu sorunun çözümünü (çay içmemek) biliyorsa neden sorununu çözmez. Ve bundan da önemlisi ve tuhafı, neden hâlâ sorunundan yakınır?

Çoğu insanın, çözümü bilirken uygulamayıp sorundan ömür boyu yakınma alışkanlığına bir türlü anlam veremiyorum.

Çözümü bilip de uygulamamayı anlıyorum. (Dişlerin sararması örneğinden gidersek), çayın dişlerinizi sararttığını biliyorsunuzdur ama çayı o kadar seviyorsunuzdur ki bu, hiç umurunuzda olmaz. İçmeye devam edersiniz. Sözüm böylelerine değil. Böyle birine kim ne diyebilir ki? Herkes istediğini yapar, istediği şeyi içer.

Benim anlayamadığım, çözümü gayet iyi bilirken uygulamayıp bir de sorundan yakınanlar. Ömür boyu dişlerinin sarı oluşuyla dertlenip, gülmeyi dahi unutanlar.

Her gün okumamaktan yakınıp kitap okumaya başlamayanlar.

Dil bilmemekten yakınıp günde 10 dakika da olsa dil öğrenmeyenler.

Vücutlarının güzel olmamasından yakınıp spor yapmayanlar.

Yakınmaktan yorulmayanlar.

Yakınmayı alışkanlık haline getirenler.

Yakına yakına ömür tüketenler.

Instagram Adresim: @semihucardilkocu
Linkedin Hesabım: Dil Koçu Semih Uçar

 
Kurs Kayıt Formu
 
 






 

15 Yıl Boyunca Bir Türlü Isınamadığım İngilizce Nasıl Bir Anda Çok Yakın Arkadaşım Oldu?

Merhaba, ben Semih. Yabancı dillere ne zaman okul ve dil kursu mantığıyla yaklaştıysam hüsrana uğradım. Ne zaman kendi başıma öğrendiysem de dudak uçurtan sonuçlar aldım. Ne zaman birilerinin bana dil öğretmesini beklediysem kötü sonuç aldım. Ne zaman kendim öğrendiysem mucizeler yarattım.

“Yabancı Dilde Konuşurken Kendi Sesimden Nefret Ediyorum!!!”

Yabancı dilde konuşamamamızın önündeki en büyük engellerden biri konuştuğumuz zaman duyduğumuz sesi, yani kendi sesimizi beğenmememiz. Dil öğrenirken kendi sesimizi (en iyi ihtimalle başlarda, çoğu zaman ise hiçbir zaman) beğenmiyoruz. Ana dilimizde konuşurken hiç rahatsız olmadığımız bir şey olan ses tonumuz bile yabancı bir dilde konuşmaya çalışırken bizi rahatsız ediyor.

Herkesin Kolaylıkla Dil Öğrenmesini Sağlayan Yöntem: Leitner Sistemi

Yazar: Gizem Gökçe Ortak sorunumuzu baştan söyleyip kurtulalım: Öğrenmek çok zaman alıyor. Çözüm: Aralıklı çalışmak. Çalışma seanslarınızı aralıklara düzenlemeniz, öğrendiklerinizi daha iyi hatırlamanızı sağlar. Üstelik toplamda daha az zamanınızı alır.

Enes Akgül

"Hep kelime ezberi ve gramer çalıştığım için yine de konuşamıyordum. Nereden baksanız 1000 kelime biliyorumdur ama konuşmaya dökemiyordum."

İnsanların, Hakkımızda Ne Düşündüğünün Neden Hiçbir Önemi Olmadığına Dair Üç Kısa Hikâye

1) 2008 yılıydı. Almanya’da, büyük Suriyeli şâir Adel Karasholi’yle yollarımız kesişti. O, kalabalık bir salona, “Also sprach Abdulla (Böyle Buyurdu Abdullah)” kitabından şiirler okudu. Ben de obua çaldım.

Dil Öğrenmek Demek Dil Kası Yapmak Demek

Onca yıl uğraştınız. Okula, kursa gittiniz. Hâlâ neden dil öğrenemediniz, biliyor musunuz? Çünkü DİL KASI yapamadınız.

Yapabilir Miyim?

Yirmi iki yaşındaydım. Beş yıldan beri Almanya’da konservatuvar okuyordum. Obua okuyordum. Okul çok zordu. Sürekli obua çalışıyorum. Onun yanında dersler, provalar, konserler, ekstralar…

Dil Öğretmeni ve Dil Koçu Semih Uçar İçin Ne Dediler?

Öğrenci Yorumları, Başarı Hikâyeleri

NEDEN 100 GÜN?

Yazdığım yazılar, önerdiğim kitaplar etkili oluyordu. Her gün çok sayıda insandan teşekkür mektupları alıyordum.